Blog

BLOG


Kurumsal Sosyal Sorumluluk : Savunun Çocuklar-Övünün Büyükler!

Yazan : Ali Ercan Özgür 16 Haziran 2009 Salı

Kurumsal Sosyal Sorumluluk, etik, hayırseverlik, yönetişim, inovasyon son 10 yıldır Türkiye’de oldukça sık duyulmaya başlayan kavramlar olmuştur. Bu kavramlar iyi yönetişim, kurumsal yönetişim, sürdürülebilir kalkınma, tasarım, sosyal girişimcilik ve sosyal yatırımcılık gibi yeni süreçlerle de desteklenerek farkında olmasak da yeni bir alanın oluşumuna katkı sağlamıştır.
 
Bu alan Manuel Castells’in ortaya attığı “Network Toplumu”nun yaşam alanı ve mekânıdır artık. Bu mekanda Kurumsal Sosyal Sorumluluk ise tüm bu kavramların, süreçlerin ve “network toplumu”nun bir araya geldiği merkezdir.
 
Hızla artan bilgi-iletişim teknolojileri hem birbirine daha yakın toplumlar, şirketler, kamu hizmetleri hem de birbirinden uzaklaşan ve yalnızlaşan hayatlar sunmuştur. Bunların yanında ise geriye döndürmesi onyıllar sürecek küresel zararları, doğal afetleri, çevresel sorunları, eşitsizlikleri ve en önemlisi yoksulluğu daha gözle görünür hale getirmiştir.
 
Tüm bu tehditler ve sorunlara temel sebep insanlar ve sürdürülebilir olmayan üretim ve tüketim kalıpları olmuştur. Bu açıdan artık daha sorumlu nesillere ve sürdürülebilir yaşam biçimlerine ihtiyaç vardır. Büyüklerin kirlettiği bu dünyanın gelecek yüzyılda temizlenmesi lazım. Bu dünyayı kirleten büyükler övünebilir!
 
Kurumsal Sosyal Sorumluluk daha bilinçli bir yaşam ve daha sürdürülebilir bir gelecek için en çabaya değer açılımdır. Bunu gerçekleştirecek de geleceğin liderleri bugünün ortakları çocuklardır. Umarım tüm çocuklar gelecekte KSS’yi tüm yaşam biçimleri ile savunurlar!
 
Avrupa Birliği Kurumsal Sosyal Sorumluluğu şirketlerin kendi faaliyet alanları çerçevesinde sosyal refahın korunması, çevresel koşulların geliştirilmesi için yapacağı çalışmalar bütünü olarak tanımlar. Küresel Isınma, Gıda Krizi, Yoksulluk, Eğitim gibi kitlesel sorunların yaşandığı günümüzde şirketler, sivil toplum ve kamunun ortaklığı ile daha çok Kurumsal Sosyal Sorumluluk uygulamalarına ve projelerine ihtiyaç olduğu bilmek ve bu küresel mücadeleye hep beraber ortak olmak en önemli bireysel sorumluluktur.
 
İnanıyorum ki bireysel sorumluluklar network toplumunun sorumluluğuna ve bununla birlikte daha kitlesel sorumluluklara dönüşecektir. Buna yön verecek en önemli unsur ise şirketler, kamu kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarıdır. Bunun için iyi işbirliğine, iyi yönetişime ve iyi kalkınmaya ihtiyaç vardır.
 
Peki Kurumsal Sosyal Sorumluluğa dair bu sözler gerçekten anlamlı mı? Gerçekten sorunlar bu kadar büyük mü ve bir şeyleri değiştirmek mümkün mü? En önemlisi bunu yalnız başına yapmak mümkün mü? Hem Türkiye hem dünya için daha fazla Kurumsal Sosyal Sorumluluk çabalarına ihtiyaç var. Bunun için de daha fazla şirkete, gönüllüye, sivil toplum kuruluşuna ve daha insan odaklı kalkınmaya ihtiyaç var. İşte hızlıca akla gelen bazı sorunlar? Bu sorunlar nasıl giderilir?
 
Daha çok ortak çabaya – Daha çok Kurumsal Sosyal Sorumluluğa İhtiyacımız var mı?
 

  1. Türkiye genç nüfusu aracılığıyla 15 yıllık bir fırsat penceresi yakalamıştır. 2023 yılında gençler istihdam piyasasında aktif olacaktır. Bu fırsat penceresinde gençlerin donanımlı olarak aktif iş piyasasına dahil edilmeleri önemli bir yer tutmaktadır.
 
  1. Birleşmiş Milletler Küresel Isınma Raporu'na göre küresel ısınmanın temel nedeni insanların tüketim ve üretim kalıplarıdır. Dayanıklı ve uzun ömürlü mobilyaları tercih ederek uzun yıllar kullanırsak ağaçların kesilme sıklığını düşürebiliriz.
 
  1. 14 plastik poşetin üretimi için harcanan enerji ile bir araba yaklaşık 2 km gidebilir, bunun için Türkiye’nin daha sürdürülebilir tüketim kalıplarına ve yöntemlerine ihtiyacı var.
 
  1. Bir alüminyum kutu geri dönüştürülebilirse, 3 saat televizyon enerji kullanmadan izlenebilir. Bunun için daha çok geri dönüşüm sağlayan teknolojilere ihtiyaç var.
 
  1. Biyolojik Çeşitlilik alanlarının korunmasına duyulan ihtiyaç her geçen yıl artmaktadır. Bunun için doğal hayatın korunmasına ve yaşam dengesinin sağlanmasına ihtiyaç vardır.
 
  1. Kişi başına enerji tüketimi ve karbondioksit salımı dünyada ve Türkiye’de hızla artmaktadır; oysa normal bir ampulü enerji tasarrufu yapan florasan ile değiştirmek yılda yaklaşık 70 kilogram karbondioksit salımını engelleyecektir.
 
  1. Tek bir ağaç yaşamı süresince 1 ton karbondioksiti emmektedir, daha fazla ağaç ekerek ve ağaçları kesmeyerek daha sağlıklı bir çevreye sahip olabiliriz.
 
  1. Araba kullanılmayan her 1 kilometrede 200 gram karbondioksit salımı eksilmektedir dünyadan, küresel ısınmanın etkilerini ortadan kaldırmak için daha fazla insani çabaya ihtiyaç vardır.
 
  1. Dünyada 1.3 milyar yoksulun %70’ini, Türkiye’de okuma yazma bilmeyen yetişkin nüfun 4 milyonunu kadınlar oluşturuyor. Bunun için Türkiye’de ve dünyada kadınların daha fazla eğitime ve toplumsal hayata katılmasına ihtiyacı var.
 
  1. Türkiye’de ücretli olarak çalışan ve iş yaşamına katılan kadınların oranı %20'dir, toplumsal kalkınma için daha fazla çalışan kadına ve daha çok orta ve yüksek öğrenimi bitiren genç kıza ihtiyaç var.
 
  1. Türkiye'de bilgisayar kullanımı %12dir, bilgiye eşit erişimin oluşmasında eksiklikler vardır. Bunun için Türkiye'nin her köşesinde bilgisayar ve internet donanımına ihtiyaç vardır.
 
  1. Gelişmekte olan ülkelerde 824 milyon insan kronik açlık ile mücadele etmektedir ve mücadele edenler genelde iş olanaklarına ve eğitime sahip değildir. Bu nedenle daha fazla eğitime ve iş olanağına ihtiyaç vardır.
 
  1. Türkiye’de bebek ölüm oranları %43 oranından %20 düzeyine düşmüştür, bu oranın sıfıra düşürülmesi için sağlıklı ve hijyenik doğum koşullarına ve eğitilmiş sağlık personeline ihtiyaç vardır.
 
  1. Türkiye çocukların yetersiz beslenmesi sorunu mücadele etmektedir, halen nüfusun en yoksul kesiminin %20’si yetersiz beslenme sorunu ile karşı karşıyadır, 2023’te herkesin yeterli beslenebileceği bir Türkiye için özel beslenme programlarına ihtiyaç vardır.
 
  1. Türkiye’de, 2007 yılında yaklaşık 15.000 kültürel faaliyet düzenlenmiştir, yetişkin nüfusta kişi başına düşen kültürel faaliyet 0.0003 gibi düşük bir oranda kalmıştır. Kültürel ve Sanatsal üretim için bu faaliyetlere katılarak bu etkinliklerin sayısı arttırılabilir.
 
  1. Türkiye yüzölçümünün %27’lik bölümünü ormanlar kaplamaktadır, bu alanların büyük bölümünde biyolojik çeşitliliğe sahip zengin bitki örtüleri mevcuttur. Ancak bu biyolojik çeşitliliğin korunması ve arttırılmasına ihtiyaç vardır.
 
  1. Dünyada mülteci hakları önemli bir yer tutmaktadır. Türkiye bugüne kadar yaklaşık 18.000 mülteci misafir etmiştir. Artan çevre sorunları, kuraklı ve suya erişim için dünyadaki göç hızla artacaktır.
 
  1. Türkiye’de evlerin 2.5 milyonunda tuvaletler, 380.000’inde banyolar, 320.000’inde mutfaklar, 760.000’inde boru ile gelen su evlerin dışında yer almaktadır. Bunun için daha iyi sağlık ev koşullarına ihtiyaç vardır.
 
  1. Türkiye’nin kişi başına düşen yıllık su miktarı 1.430 metreküptür. Bu oranın 2030 yılında 1.100 metreküpe düşmesi beklenmektedir. Su zenginliğinin 8.000 metreküpten başladığı dünya verilerinde Türkiye su kullanımda geride kalmaktadır. Bunun için sürdürülebilir su kullanım yöntemlerine ihtiyaç vardır. Örneğin, 1 dakikada 50 damla akıtan bir musluğu onarmak yılda 2.5 ton tasarruf sağlar.
 
  1. Türkiye dört tarafı denizler çevrili bir ülkedir. Ancak turizm potansiyeli ve yetersiz kıyı ve deniz koruması nedeniyle doğal güzelliklerine zarar vermektedir. Sadece daha bilinçli balıkçılık, özel deniz taşıtlarında atık su kullanımının azaltılması, çöplerin ayrıştırılması ve kıyıda toplanması ise su altı yaşamın çeşitliliğine ve kıyı korumasına katkıda bulunabiliriz.
 
  1. Türkiye ekonomisinde turizm önemli bir yer tutmaktadır. Turizmin gelişimi için sürdürülebilir turizm yöntemlerine ihtiyaç vardır. Bunun için turizm bölgelerinde hem atık yönetimi hem doğa koruma konusunda önemli bir bilinçlenmeye ihtiyaç vardır Örneğin, organik tarım turizmi gibi yöntemler ile alternatif turizme olan ilgi arttırılabilir.
 
  1. Türkiye’de yaşayan yaklaşık 8 milyon engelli nüfusun %12’sini oluşturmaktadır. Türkiye’de 20.000 engelliye bir okul düşmektedir. Bu da engellerin toplumsal yaşama ve eğitim hakkına erişimde önemli kısıtlar oluşturmaktadır. Elektronik Eğitim, Online eğitim yöntemlerinin yaygınlaştığı günümüzde engellilere özel eğitim programlarına ihtiyaç vardır.
 
  1. Birçok havyan ve bitki türü son iklim değişikliği, sanayi üretimi ve teknolojik değişimlere ayak uyduramayarak neslini tüketecek. Birçok ada deniz sularının yükselmesi ile sular altında kalacak. Oysa, ormanlık arazilerdeki ağaçları daha dikkatli budayarak biyolojik çeşitliliğin korunmasına katkıda bulunabilirsiniz.
 
  1. Denizler ve okyanuslar birçok farklı yaşama ev sahipliği yapmaktadır. Suların ısınması ile birçok tür de yok olacaktır. Doğanın dengesi gereği geçimini ve beslenmesini balıklardan sağlayan milyonlarca insan büyük zorluklarla karşı karşıyadır.
 
 
  1. Yaygın kentleşme ve yapılaşma ile birlikte doğal yaşam, bitkiler, çalılar da bu binaların altına gömülmektedir. Bu süreçte alçak arazilerde bulunan doğal gübre oluşumu son 50 yılda %95 oranında ortadan kaybolmuştur. Oysa araştırmalar 5 dakika süre ile yeşil bir alana bakmanın, bir bahçe ile ilgilenmenin tüm stresi aldığını göstermektedir.
 
  1. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte enerji tüketimi ve bağımlılığı hızla artmıştır. Örneğin, kıyafetleri sıcak suda yıkarken çamaşır makineleri enerjisinin %85’ini suyu ısıtmak için kullanıyor, diğer %15 ile de yıkama işlemini gerçekleştiriyor. Kıyafetleri olabildiğince soğuk suda yıkayarak çok önemli ölçüde enerji tasarrufu sağlayabilirsiniz.
 
  1. 2007 verilerine göre dünyada 2 milyar kayıtlı cep telefonu bulunmaktadır. Cep telefonları yanında mobil ve elektronik cihaz kullanımı hem elektrik kullanımını hem de cihaz kullanımını arttırmıştır. Bilinçli tüketim yaparak, geri dönüşüm sağlayarak, ortak şarj cihazı kullanarak dahi yüzlerce kilowatt enerji tasarrufu sağlayabilirsiniz.
 
  1. BM İklim Değişikliği Raporu’na göre Türkiye’nin sera etkisi yaratan gazların salımına katkısı 1990 – 2004 yılları arasında %76 ile ilk sıralarda yer almaktadır. Bu etki sadece Türkiye’yi değil tüm küresel yaşamı etkilemektedir.





TAGS



EN ÇOK OKUNANLAR

  • 2001’den 2010’a giderken

    Yazan : Ceyhun Göcenoğlu
    29 Aralık 2009 Salı
  • Open for Discussion?

    Yazan : Jonathan Ballantine
    5 Ekim 2009 Pazartesi
  • Where to Start?

    Yazan : Serra Titiz
    1 Ocak 2015 Perşembe
  • Enron’dan Volkswagen’e İş, Etik ve Sürdürülebilirlik

    Yazan : İzel Levi Coşkun Mazars & Denge Yönetim Kurulu Üyesi
    22 Aralık 2015 Salı