Blog

BLOG


KSS Reklam Aracı Değildir!

Yazan : İzel Levi Coşkun Mazars & Denge Yönetim Kurulu Üyesi 23 Temmuz 2009 Perşembe

Günümüzde bir yandan kriz, bir yandan küresel ısınma, yolsuzluk, işsizlik ve insan hakları derken işletmelerin üzerine düşen sosyal sorumluluklar da giderek artıyor. Bugün Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) konusu, dikkat çekilmesi gereken yeni bir kavram olarak karşımıza çıkıyor.
 
Aslında her yıl girişimcilik derslerinde dönemin kapanış konusu işlediğim “Etik ve Sosyal Sorumluluklarımız” başlığının daha geniş kapsamlı olarak ele alındığı KSS kavramı ile tanışmam Prof. Dennis Driscoll sayesinde oldu diyebilirim. Kendisi 2008 yılı başında İstanbul’da bir dizi seminer verdi ve 2008-2009 öğretim yılında Koç Üniversitesi’nde ziyaretçi profesör olarak görev aldı. Bu yazımda KSS konusuna yıllarını vermiş olan Prof. Dennis Driscoll’un yine bir sosyal sorumluluk yaklaşımı ile elindeki bilgileri paylaşmış olmasından dolayı kendisine müteşekkir olduğumu bildirmek isterim…
 
Konuyu tartıştığım birçok firmanın yöneticisine Kurumsal Sosyal Sorumluluk denince ne anladıklarını sorduğumda, cevap okul, hastane, dernek ya da vakıflara yapılan yardımlar oldu. Yani bir çeşit “hayırseverlik” idi ilk akla gelen. Bazı yöneticilerden “çevreye karşı duyarlılık” ve “iş etiği” gibi KSS kavramının diğer bileşenleri hakkında geri bildirim almış olsam da tabloyu tam olarak çizebilen biri ile karşılaşmadım. Kurumsal Sosyal Sorumluluk kavramının çok daha geniş bir çerçevesi var ve ancak tüm bileşenleri ile birlikte ele alındığında gerçek bir bütünlük ve anlam ifade ediyor.
 
Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) ne değildir?
Öncelikle KSS ‘pazarda boy göstermek üzere şöyle bağışta bulundum, şu kadar kişiyi okuttum, şöyle çevreciyim’ gibi başlıklarla sınırlandırılabilecek bir reklam aracı değildir. Kurumsal sosyal sorumluluk aslında bir işletmeyi çevreleyen tüm operasyonları kapsayan bütünleşik bir değerler kümesidir. Bunları 6 adet bileşen üzerinden açıklayabiliriz. Şimdi bu bileşenleri birer birer ele almaya çalışalım:
 
Çalışan Hakları:
 
Bu bileşeni 6 ana sınıf içinde inceleyebiliriz:
 

  1. İşyerinde ayrımcılık
  2. Çalışma saatleri
  3. Ücretler
  4. İşyerinde sağlık ve güven
  5. Çocuk işçiliği
  6. Zorunlu çalışma
 
Yukarıdaki maddeleri uzun uzadıya anlatmak niyetinde değilim. Ancak yelpazenin ne kadar geniş olduğunu açıklamak adına örneğin işyerinde sağlık ve güveni ele alalım. Tüm çalışanların bulundukları iş kollarına ve risk seviyesine göre sigortalanmasından tutun da, mesela yerler cilalandığında “Dikkat Kaygan Zemin” diye bir uyarı koymaya kadar her türlü sağlık ve güven unsuruna yönelik çalışma yapmak gerekiyor. Ya da ayrımcılık konusu ele alındığında cinsiyet, cinsel tercih, etnik köken, tabiiyet gibi farkların gözetilmemesi gibi unsurlar kastediliyor. Örneğin bir işletmede üst düzey yönetimde bulunan kadınların toplam yönetim grubuna olan oranı cinsiyet yönünden ayrımcılık yapılıp yapılmadığı hususunda işletmeye ışık tutabilir.
 
İnsan Hakları
 
Bu bileşenin birçok alt sınıfı irdelenebilir. Ancak olaya işletmenin KSS çerçevesi içinde insan hakları olarak yaklaşıldığında bu bileşeni 3 genel sınıf altında inceleyebiliriz.
  1. Mülkiyet hakları
  2. İfade özgürlüğü
  3. Sağlık hakları
 
Mülkiyet haklarına örnek olarak bir işletme lehine haksız yere birey ya da bireylerin mülkiyet hakkını elden almak gösterilebilir. Ya da bir işletmenin, halkın sağlığını tehlikeye sokabilecek projeler gerçekleştirmesi, yine insan haklarına aykırıdır.
 
İfade özgürlüğünden kasıt ise işletme çalışanlarına kurumsal düzen içinde düşüncelerini özgürce ifade edebilme hakkının tanınmasıdır. Bu çok hassas bir konudur ve işletmenin bu konudaki yaklaşımının ne olduğu yazılı prosedürleri ve oturmuş bir kurumsal kimliği olmadığı takdirde, belli bir süre çalışmadan anlaşılamayabilir. Şirketimiz için yapmış olduğum mülakatlarda sık iş değiştiren adayların büyük bir bölümünde ifade özgürlüğüne yönelik hakların kısıtlanması dolayısı ile yaşanan memnuniyetsizliklerin ciddi rol oynadığını görüyorum.
 
Çevre Duyarlılığı
 
Bugün Türkiye, 1990 -2006 yılları arasında yüzde 95,1 karbon salınım artışı oranıyla Birleşmiş Milletler Raporu’na göre sanayileşmiş 40 ülke arasında atmosferi en hızlı kirleten ülke…
 
Kişi başına düşen karbon salınım miktarının 4,7 ton olduğu ülkemizde, çevre ile ilgili söylenebilecek çok şey var. Toprak, su, hava ve denizlerimizin gelecek kuşaklara yaşanılabilir bir biçimde devredilmesi adına, işletmelerin çok ciddi sorumlulukları var. Burada bireylerin çevre duyarlılığı konusunda işletmeler üzerinde yaptırımı olduğunu, talep ve davranışları ile büyük farklar yaratabileceklerini unutmamak gerekir. Bu konuda bilinçli hareket edebilmek için, Mark Lynas’ın Karbon Ayak İziniz adlı kitabını okumanızı ya da www.karbonayakizi.com  sitesini ziyaret etmenizi tavsiye ederim.
 
Hayırseverlik
 
Hayırseverlik konusunu 4 ana başlık altında inceleyebiliriz:
  1. Okul ve üniversitelere yapılan yardımlar
  2. Hastanelere yapılan bağışlar
  3. Dernek ve vakıflara yapılan yardımlar
  4. Toplumsal fayda yaratacak araştırma geliştirme projelerine destek olmak
 
Yukarıdaki maddeler yeterince anlaşılır olduğu için detaylı bir açıklama gereği duymuyorum. Ancak mesleğim dolayısı ile işletmelerin dernek ve vakıflara yaptıkları bağışlarda gider yazabilmek için dernek veya vakfın Bakanlar Kurulu’nca kamu yararına dernek/vakıf statüsünde olması gerektiğini hatırlatmak isterim.
 
Ayrıca Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 14. maddesine göre Genel Bütçeye Dahil İdareler, Katma Bütçeli İdareler, İl Özel İdareleri, Belediyeler, Köyler, müzeler, sinema, tiyatro, opera, bale, klasik müzik, klasik Türk Müziği ve plastik sanatlar alanındaki üretim ve etkinliklerle bu alanlarda kurulacak özel araştırma, eğitim ve uygulama merkezleri gibi kurumlara ve Kültür Bakanlığı’nca da desteklenen veya desteklenmesi uygun görülen uluslararası sanatsal organizasyonlara yapılan bağış ve yardımların indirim konusu yapılması mümkündür.
 
Kurumsal Yönetişim
Kurumsal yönetişim ilkeleri 4 ana gruba ayrılır:
  1. Şeffaflık
  2. Adil yönetim
  3. Hesap verebilirlik
  4. Sorumluluk
 
Şeffaflığı kısaca işletmeler açısından menfaat sahiplerinin bilgi edinme ve bilgiye ulaşabilme hakkı olarak tanımlayabiliriz. Yeni Türk Ticaret Kanunu nihayet yürürlüğe girdiğinde, işletmelerin finansal tablolarını internet sitelerinde yayınlamaları zorunlu olacak. Uygulamada zorluk yaşanacağı gibi bir öngörüm olsa da bu yeniliğin şeffaflık açısından ciddi bir adım olacağı kanısındayım. Türkiye’de benim de kurucu üyesi olduğum Şeffaflık Derneği konu ile ilgili olarak Uluslar arası bir kuruluş olan Transparency International’ın da desteği ile Türkiye’de şeffaflık alanında gelişim ve bilinçlendirme adına çeşitli çalışmalar yapmaktadır.
 
Adil yönetim ise aynı haklara sahip olan pay sahiplerine ve diğer menfaat sahiplerine eşit davranma anlamına gelir. Amaç işletmenin tüm paydaşları arasında uyum sağlamak ve çıkar çatışmalarını engellemektir. Adil yönetim, şirketin operasyonel ve geleceğini ilgilendiren tüm kararlarda tarafların eşit söz sahibi olması anlamına gelir.
 
Hesap verebilirlilik kavramı işletme yönetiminin ortak ve hissedarlara karşı istenildiği anda hesap verebilmesi esasına dayanır. Bu bağlamda alınan kararların doğruluğunu kanıtlamak ve bu kararlarla ile ilgili sorumluluğu kabullenmek yönetimin işi olup sistemin doğru işlemesi adına prosedürler oluşturmak ve operasyonların verimli olup olmadığını performans kriterleri vasıtası ile kontrol etmek de yine bu kavramın kapsamı dâhilindedir.
 
Sorumluluk ilkesinin temel amacı işletmenin tüm faaliyetlerinin kanunlarla, genel uygulamalara ve şirket ana sözleşmesinin gerektirdiği kurallarla uyum içinde olmasını gerektirir. Bu ilkenin içinde birimler arası görev, yetki ve sorumlulukların belirlenmesi ve karar mekanizmasının tanımlanması gibi unsurlar yer alır.
 
Türkiye’de kurumsal yönetişim ile ilgili Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği uzun zamandır faaliyet göstermektedir.
 
İş Etiği
 
Driscoll’un paylaştığı bilgilerde iş etiği’nin 3 ana bileşeni bulunuyor:
  1. Ürün/hizmet kalitesi ve güvenliği
  2. Yanıltıcı reklam ve benzeri bilgilendirmeden kaçınmak
  3. Yolsuzluktan kaçınmak
 
Yukarıdaki maddeler somut olarak işte etik kavramının belki de en önemli bölümünü ele alıyor. Başka bir yazımda daha geniş kapsamlı açıklamak istediğim işte etik kavramı ile ilgili olarak “diğer” diye bir madde daha eklemek istiyorum. Çünkü etik ne kadar tanımlanmaya çalışılsa da aslında çok soyut bir kavram. Örneğin denetim mesleğinde işte etik konusunda yayınlanmış birçok standart ve uygulanması gereken birçok kural mevcut. Ama yine de işleri gerçekleştiren insanlar ve bazı karar ve uygulamaların etik olup olmadığı kitaplarda ya da raporlarda yazmıyor. Şahsi muhakeme yaparak karar almak gerekir ve bazen yanınızda kimse olmayabilir. Bu yüzden “diğer” maddesinin içini “karşı taraf ile empati kurmaya çalışarak, kendine yapılmasını istemediğinizi bir şeyi başkasına yapmamak” şeklinde doldurmak istiyorum. Tanım size basit gelebilir ancak bir karar ile ilgili tereddüt duyduğunuz anda bu maddeyi göz önüne alarak düşünmeye çalışmak inanın sizi doğru olana bir adım daha yaklaştıracaktır.
 
KSS’ye önem veren bir firma geleceğe daha sağlam adımlarla ilerleyecek ve yarattığı katma değer, işletmenin her alanda farklılaşabilmesini sağlayacaktır. Böyle bir işletmenin tüm menfaat sahiplerine sağlayacağı fayda ve değer de rakiplerinden çok daha fazla olacaktır.
 
Sözlerime son vermeden önce sizleri biraz olsun tanıştırmaya çalıştığım KSS kavramının kısa süre içinde işletmelerin hayati bir konusu olacağına inandığımı belirtmek isterim. Yurt dışında bu konuda danışmanlık hizmeti verildiği gibi, KSS konusu ders olarak okutulmakta, işletmelerde bu alanda sorumlu birimler oluşturulmakta, işletmelerin sunduğu ürün ve hizmetlerde KSS alıcının kararlarını etkilemekte, şirket ya da hisse alım satımı gibi bir takım stratejik kararlarda KSS bileşenleri önemli rol oynamaya başlamaktadır. Bunun da yurt dışında olduğu gibi yurdumuzda da bir takım kariyer fırsatları doğuracağından emin olabilirsiniz. Değerlendirmekte fayda var.
Son olarak KSS ile ilgili içinde Türkiye ve işletmeler için ayrı ayrı içerik bulunan www.business-humanrights.org, www.bsr.com (Business for Social Responsibility) ve www.wbcsd.org (World Business Council for Sustainbale Development) sitelerini konu ilgilinizi çektiyse görmenizi tavsiye ederim.
 





TAGS



EN ÇOK OKUNANLAR

  • 2001’den 2010’a giderken

    Yazan : Ceyhun Göcenoğlu
    29 Aralık 2009 Salı
  • Open for Discussion?

    Yazan : Jonathan Ballantine
    5 Ekim 2009 Pazartesi
  • Where to Start?

    Yazan : Serra Titiz
    1 Ocak 2015 Perşembe
  • Enron’dan Volkswagen’e İş, Etik ve Sürdürülebilirlik

    Yazan : İzel Levi Coşkun Mazars & Denge Yönetim Kurulu Üyesi
    22 Aralık 2015 Salı