Blog

BLOG


Sıra Geldi Mutluluk Endeksine...

Yazan : Serra Titiz 25 Temmuz 2011 Pazartesi

Gelecekteki insan yaşamı önemli olanın hayatta çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymayı başarmanın hakim olduğu, temel ihtiyaçların karşılandığı ama bu arada  değerlerin öne çıktığı, paylaşmanın ve yardımlaşmanın rekabeti geçersiz kıldığı yeni bir  anlayışa göre şekillenmeye başladı.

İnsanların harcandığı, kaynakların sorumsuzca tüketildiği bir sistem üzerine kurgulanmış bugünkü yaşam pratiğimiz, içinde yaşadığımız dünyayı sürdüremememize neden oluyor. Tüm sistem tüketmek üzerine kurulu. Çok şeye sahibiz ama eskisi kadar mutlu değiliz. Yetinme eşiğimiz giderek düşüyor, yetinmedikçe daha çok tüketiyoruz ve daha çok atık yaratıyor, dünyaya zarar veriyoruz.

Sürdürebilmek için tüm dünyada ve tüm ilgililerde, senkronize davranış değişikliği şart. Devletlerden başlayarak, şirketler ve bireyler düzeyinde planlı bir değişim sürecinin başlatılması gerekiyor. Bu formatla sürdüremediğimiz dünyayı daha yaşanabilir hale getirmek için tüm sistemi kuran ve parçası olan tarafların harekete geçip planlı şekilde davranış değişikliğini oluşturmaları gerekiyor.

Farkındalık yaratmak ve davranış değişikliği oluşturmak için yeni kavramlar yaratılıyor. Ekolojik ayakizi, sudaki ayakizi, yoksulluk ayakizi (poverty footprint), sürdürülebilirlik standartları, mutluluk endeksleri vs gibi.

Belki de ilk kez tüm taraflar bu kadar iletişim içinde, bu kadar birbirini etkilediğinin farkında.
Sistemin tüm parçalarında bir hareketlenme var, neredeyse büyük bir projenin çözüm ortakları gibiyiz...

Gelişmişlik
 ve
 Mutluluk
Ülkelerin gelişmişlik göstergesi, toplumlardaki refah düzeyinin GSMH’ye endekslenmesinden, bireylerin mutluluk seviyelerinin ölçülmesine doğru evrilmiş durumda. Bireye düşen milli gelir düzeyi yeter düzeyde kriter olarak görülmemeye başlandı artık. Dünya nüfusunun yarısından fazlasının günde 2.50 USD’den az gelirle yaşadığını göz önünde bulundurursak, refah düzeyini sadece gelir seviyesi ile ölçemeyiz.

2006 
yılında 
başlatılan
 Mutlu 
Gezegen 
Endeksi 
(Happy
Planet
Index
(HPI), www.happyplanetindex.org),
gelişmiş
 ülkelerde
 dahi
 gelir 
eşitsizliğinin 
giderek 
arttığını ortaya
koyuyor
 ve 
insan 
mutluluğu 
ve 
toplumsal 
refahın 
aslında sağlıklı 
ve 
güzel 
hayat tecrübeleriyle
dolu 
bir 
hayattan 

ibaret 
olması 
gerektiğine 
vurgu
 yapıyor.
Tabii 
buna 
ulaşmaya çalışırken
de
doğal
 kaynaklardan
 fedakarlık 
yapmıyor 
olmak
 gerekiyor. Yani
sağlıklı
ve
mutlu
hayatlarla
ekolojik
verimliliğin
dengede
olması
gerekiyor.
Mutlu
Gezegen
Endeksi
işte
bu
 amaca
ulaşma
derecesini
ölçüyor.
 
Araştırma
sonuçlarına
bakıldığında,
dünyada
toplumsal
refahın
en
yüksek
olduğu
ülkelerin
en
 zengin
ülkeler olduğu
görülüyor.
Ancak
doğaya
en
çok
zarar
veren
ve
bugün
sürdürülebilirlik
 sorununu
konuşuyor
olmamızın
nedeni
de yine
bu
ülkeler.. Başka
insanların
ve
doğal
 kaynakların
harcanması
üzerine
kurulmuş
bir
mutluluk
anlayışı..
İnsani
gelişim
seviyesi
yüksek
 ama
çevreye
verilen
zarar
da
bir
o
kadar
yüksek..
 
143
ülke
ile
yürütülmüş
araştırma
sonuçları,
ekolojik
ayak
izinin
çok
daha
düşük
olduğu
daha
 fakir
ülkelerde
de
yaşam
tatmini
ve
yaşam
sürelerinin
yüksek
olabildiğini
ortaya
koyuyor.
Bu
 da
gösteriyor
ki
doğaya
zarar
vermeden
iyi
bir
hayat
yaşanabilir
aslında.
 
Endekste
en
yüksek
skoru
kaydeden
(100
üzerinden
76.1
ile)
ülke
Costa
Rica.
Hem
uzun
 yaşam
süresi
ve
yüksek
yaşam
tatmini,
hem
de
2.3
(global
hektar)
ekolojik
ayak
iziyle
çevreye
 zarar
vermeden
de
refah
düzeyinin
yüksek
olabileceğinin
göstergesi..
 
En
düşük
skor
16.6
ile
Afrika’dan
Zimbawe’ye
ait.
Türkiye
41.7
ile
listede
98.
Sırada..
 
Zengin
ve
gelişmiş
ülkeler
listede
ortalarda
yer
alıyor..
En
yüksek
skora
sahip
Avrupalı
ülke,
 50.6
ile
43.
Sırada
olan
Hollanda..
İngiltere
74.
Sırada..
ABD
ise
114.
Sırada..
 
İlginç
sonuçlar..
İnsani
gelişim düzeyi
yüksek
olan
gelişmiş
ülkeler
insan
mutluluğu
sağlama
ve
 sürdürülebilir
yaşama
ulaşma
noktasında
sınıfta
kalıyorlar.

 
Çevreye
zararı
da
beraberinde
getiren tüketim
odaklı insani
gelişmişlik
anlayışıyla
mutluluğa
 ve
toplumsal
refaha
ulaşılamıyor
işte.

 
İnsanları
ve
doğal
kaynakları
sömürerek
sürdürülebilir
yaşama
hizmet
etmek
mümkün
değil.
 Çok
şeye
sahip
olarak
mutluluğa
ulaşamıyoruz..
 
“No
Impact
Man”
kitabı
yazarı
Colin
Beavan
az
kullanarak
değil,
“iyi”
kullanarak
çevrecilikle
 insanın
tüketim
isteğinin
buluşabileceğini
savunuyor.
Yanlızca
hayat
kalitemizi
artıracak
 kaynakların
kullanımına
odaklansak,
gezegenimizi
kurtarabileceğimizi
iddia
ediyor..
 
Önemli
olan
hayatta
çok
şeye
sahip
olmak
değil,
en
az
şeye
ihtiyaç
duymayı
başarmaktır. Bunu
başarabilen
toplumlar
sürdürülebilir
yaşam
örneklerini
oluşturacaklar.





TAGS



EN ÇOK OKUNANLAR

  • 2001’den 2010’a giderken

    Yazan : Ceyhun Göcenoğlu
    29 Aralık 2009 Salı
  • Open for Discussion?

    Yazan : Jonathan Ballantine
    5 Ekim 2009 Pazartesi
  • Where to Start?

    Yazan : Serra Titiz
    1 Ocak 2015 Perşembe
  • The Long Tail of Corporate Social Responsibility

    Yazan : Wayne Visser
    7 Ağustos 2009 Cuma