Blog

BLOG


Neden Sürdürülebilirlik Raporlaması?

Yazan : Serra Titiz 6 Kasım 2009 Cuma

Dünyamızda neler oldu da, sürdürülebilirlik, kurumsal sorumluluk, kurumsal vatandaşlık gibi terminolojiler gündemimize girdi?
 
Yoksulluk, açlık, temiz su bulma ihtiyacı ve buna bağlı hastalıklar, insan haklarına aykırı davranışlar, kadın-erkek eşitsizliği, eğitim hakkı gibi evrensel sorunlar...
 
Öte yandan, çocuk işçi çalıştırma, etik dışı rekabet etme, şeffaf olmama, yolsuzluk gibi iş dünyasının etik dışı davranışları...
 
Gelişmiş ülkelerin teknolojiyi de kullanarak doğal kaynakları sömürmesinin bedelini tüm dünya çekiyor ne yazık ki.. En gelişmiş ülkelerin dünyaya daha çok zarar vermesi gibi ironik bir durumla karşı karşıyayız..
 
Bir diğer yandan, teknolojideki inanılmaz hızlı gelişmelerle dünyanın herhangi bir yerinde olan olaydan haberdar olmaya başladık..
 
Tüm bu gelişmeler insanlığı yeni bir düzen arayışına itti. Çünkü artık bu formatta yaşamak sürdürülebilir olamaz duruma geldi..
 
Finansal dışı, sosyal değerler, “elle tutulamayan değerler” önem kazandı.. 2000 yılında, Birleşmiş Milletlerin liderliğinde, dünya çapında.
 
Binyıl kalkınma hedefleri belirlendi ve doğal kaynakların azalması ve eşitsizliklerin artmasıyla dünyanın gidişatında oluşan olumsuz durumlara dikkat çekmek ve bunlarla ilgili görev almak üzere ülkelere bir çağrı yapıldı. Binyıl Kalkınma Hedeflerinin iş dünyasında ve toplumda yansıması yine 2000 yılında imzalanan Küresel İlkeler Sözleşmesiyle oldu. Bu sözleşme ile sürdürülebilirlik ajandasında yer alan insan hakları, çalışma koşulları, çevre ve yolsuzluk gibi konularla ilgili şirketlerin kurumsal sorumluluklarını yerine getirmeleri hedeflendi.
 
Bu arada sürdürülebilirliğin gündemimize oturmasında uluslararası anlaşmalar kadar şirketlerin iyi/kötü uygulamalarının, tüketici boykotlarının, Uluslararası Regülatör Kurumların ve STK izlemelerinin ayrı ayrı etkileri olmuştur. 2002 yılında Davos’ta 37 ülke Küresel İlkeler Sözleşmesini imzalarken Public Eye isimli sivil toplum örgütü ise “En Sorumsuz Şirketler” listesini kamuoyuyla paylaşıyordu!
 
Artan sosyal sorunlar ve doğal kaynakların azalmakta olduğuna dair bilincin yükselmesi, insanları bireysel ve toplu olarak harekete geçmeye yöneltti.
 
Tüketiciler, vatandaşlar, lobi grupları, çalışanlar ve yatırımcılar daha fazla şeffaflık ve hesap verebilirlik talep etmeye ve geleceğe yönelik daha somut adımlar atmaya yöneldiler. İşte kurumların sürdürülebilirlik raporlaması yapmaya başlamasının altında yatan ana neden bu diyebiliriz.
 
Binyıl Kalkınma Hedefleri ve Küresel İlkeler Sözleşmesi imzalanmış olsa da şirketlerin ilkeleri yerine getirmelerini ve kurumsal sorumlu davranışı tetikleyecek bir performans değerlendirme sistemi ihtiyacı belirdi. Kurumsal Yönetim İlkeleri oluşturmaya yönelik girişimler, kurumsal sorumluluk ve sürdürülebilirlik stratejisinin şirketlerin iş süreçlerine entegrasyonuna yönelik hareketleri başlattı. Karşılaştırma yapabilmek, performansı ölçümleyebilmek ve aynı dili konuşmak için sürdürülebilirlikle ilgili bazı ilkeler, göstergeler, standartlar, kodlar ve endeksler gibi performans yönetim ve raporlama araçları oluşturulmaya başlandı. Bunlara pek çok örnek verilebilir: Dow Jones Sustainability Index, FTSE4Good, GRI, ISO 26000, AA1000 vs gibi..
 
Standart ve Kodların Faydaları:
 

  • Aktivist bir duruşla toplumun parçası olmayı kabul ve beyan
  • Ortak dil oluşturma ve konsensus yaratma
  • Gelişimin tetiklenmesi, performansın artışı
  • Sektörlerin kurallarını değiştirme ve yönlendirme
  • Standart ve kodların yaratabildiği sıkıntılar
  • Denetim ve raporlama yorgunluğu
  • Piyasada algıda karışıklık
  • Sorumsuz davranışın maskelenmesi
  • Kodlar regülasyonların yerine geçemez
 
Sosyal Sorumlu Yatırım (SRI)
 
Sosyal sorumlu yatırım konusu çok yeni bir gündem, dünyada da yeni, Türkiye’de ise çok az bilinen bir kavram.
 
Sosyal sorumlu yatırım, şirket değerleme kriterlerine, ekonomik performansın yanı sıra sosyal, çevresel ve etik iş performansların da eklenmesidir.
 
Dünyada menkul kıymetler borsaları kurumsal sorumluluk’a dair beklentilerini ve değerleme kriterlerine entegre etmeye yönelik adımlar atmaktadır. Bu durum, şirketler daha iyi performans yönetimi yapmalarına vesile olacaktır.
 
Son on sene içinde dünyada sosyal yatırım oranı mevcut kaynakların %10’unu kapsamaktadır. Bu durum şirketlerin kurumsal sorumluluk performansların iyileşmekte olduğunun bir göstergesidir.
 
Bu tip endekslere zaten kurumsal sorumluluk stratejisi olan, bunu uygulayan ve raporlamasını yapan şirketler başvuruyorlar. Uluslararası arenada rekabet etmek isteyen ve yatırımcı çekmek şirketlerin daha çok ilgisine giriyor.
 
Pek çok şirket yolda eleniyor tabii. FTSE4Good verilerine göre 2008 yılında endekse girmek üzere başvurmuş 2500 şirketten 900’ü endekste listelenebilmiş!
 
Bu tip endekslere katılım, şirketin kendini test etmesi ve geliştirmesine yarıyor. Bir sonraki seneye daha hazırlıklı girmelerini sağlıyor.
 
Bir iletişim ve değişim aracı olarak Sürdürülebilirlik Raporlaması...
 
Raporlama, gönüllü bir girişim olarak başladı ama Fransa, Danimarka, Hollanda, Norveç, İsveç gibi ülkelerde belli büyüklükte ve halka açık şirketlerin çevresel ve sosyal beyanda bulunmaları talep ediliyor.
 
Bir kurumum kurumsal sorumluluk stratejisi yoksa sürdürülebilirlik raporlaması yapacak alt yapısı da yok demektir. Raporlama KS stratejisinin bir aracı ve bir çıktısıdır. Bir çalışmanın sonucudur. Başarılı bir rapor, bir sistem çerçevesinde yapılırsa mümkün olabilir. KS stratejisiyle bağlantılı, iş ve zaman planları stratejiye entegre şekilde olmalıdır.
 
Raporlama süreci, sürdürülebilirliğin iş hedeflerinin şekillenmesine etki etmesini, stratejik kararların alınmasında referans noktası olarak hareket eder, kültüre yerleşir. Raporlama;
 
  • Stratejide hedeflerimizin ve gerçekleştirdiklerimizin izlenmesi, değerlendirilmesi ve paylaşımıdır.
  • Yapıldığı söylenen kurumsal sorumluluk çalışmalarının somutlaşması ve paydaşlarla iletişiminin yapılmasıdır.
  • Sürdürülebilirlik ajandasında yer almanın pasaportudur!
  • Performansımızı eleştiriye açmanın, şeffaflığın ve hesap verebilirliğin bir aracıdır...
 
Raporlama sürekli devam eden bir aktivitedir, yalnızca veri toplamaktan ibaret değildir. Raporlama aşamasına gelinceye kadar olan süreçlerin yönetilmesidir.
 
Unutmayalım ki, sürdürülebilirlik raporlaması yaşayan bir süreçtir, raporun yayınlanması veya iletişimiyle başlamaz ya da bitmez...
 
Neden Sürdürülebilirlik Raporlaması?
 
Çünkü....Artık şirketler iş yapma lisansı sahibi olsalar da toplumdan “sosyal lisans” da almalılar! Artık iş yapmak yalnızca kârı artırmaya yönelik bir uygulamadan ibaret değil, artık sosyal yaklaşımlar, çalışanlara, paydaşlara yaklaşım, onların iş süreçlerine katılımları, etik şeffaf-hesap verebilir tutumlar gerekiyor.
 
Çünkü.... Şirketler ve yatırımcılar arasında bir güven köprüsü oluşturma arayışı var.
 
Çünkü.... Artık kurumsal sorumluluk bir istisna değil, bir beklenti.
 
Çünkü.... “Ölçülebilir olan Yönetilebilirdir”
 
Sürdürülebilirlik Raporlaması, şirketin Kurumsal Sorumluluk uygulamaları ve performansının bir parçası/sonucu olmanın yanı sıra, KS çalışmalarının paydaşlarıyla iletişimini mümkün kılar...
 
Sürdürülebilirlik Raporlamasının şirkete getirileri
  • Şirketler raporlama yaparak sürdürülebilirlik ajandasında yerlerini alıyor, duruşlarını ve geleceğe yönelik vizyonlarını paylaşıyorlar.
  • İtibarı artırıyor; dolayısıyla, müşterilere karşı güvenirliliğin artması, çalışan bağlılığının artması ve toplumda algının olumlu şekilde yerleşmesi
  • İzleme ve raporlama sistemi kurarak günlük iş performansıyla sürdürülebilirlik arasında bağ kurmak iyi bir yönetim ifadesi olarak algılanıyor
  • Şirketlerin rakipleri arasında farklılaşmak için iyi bir stratejik araç haline geldi.
  • Geleceğin iş gündemine ve modellerine uygun konumlanmak ve ona uygun davranmak bu konuda geride kalmış rakiplerle arayı açmak için iyi bir yöntem..
  • Raporlama sayesinde şirketler eksi ve artı yönlerinin daha çok bilincinde olarak, hem geliştirmeleri gereken yönlerine odaklanabilir hem de talepkâr iş dünyasında konumunu güçlendirmek için atılması gereken adımları daha rahat tespit edebilirler.
  • Oluşabilecek risklere karşı önceden hazırlıklı olabilirler.
  • Departmanlar arası iletişimi arttırıyor. Hep birlikte sürdürülebilirlik bilinci kazanma
  • Raporlamanın KS çalışmalarının kurumsallaşması ve özümsenmesine direk olumlu etkisi var!
  • Toplumla ve paydaşlarla ilişkileri ve bağlarını kuvvetlendirmesi
  • Sosyal Yatırım Fonlarından faydalanma imkanı
Son yaşanan gelişmelerin ışığında toplumsal hayatta olduğu gibi iş dünyasında da kurallar değişiyor... Değişen bu kurallara uyum sağlamanın en güzel araçlarından bir tanesi sürdürülebilirlik raporlaması süreçlerini benimsemek.
 
2008 finansal krizi ile bir kez daha toplum ve şirketler arasında güven bunalımı ortaya çıkmıştır. Güven olmayan yerde ne iş olur, ne karlılık, ne de gelecek güvencesi. Sürdürülebilirlik raporlarının üretimi güven bunalımını aşmakta en etkili yöntemlerden biri olarak karşımızda durmaktadır.
 
Hepimiz biliyoruz ve görüyoruz ki sivil toplumun dinamikleri her geçen gün yükseliyor. Devletlerin, hükümetlerin, şirketlerin üzerinde sivil toplumun beklentileri -kimilerine göre karabulutlar gibi dolaşıyor. Sivil toplumla uzlaşmanın ve birlikte hareket etmenin güvencelerinden biri olarak da sürdürülebilirlik raporları karşımıza çıkmaktadır.
 
Kısacası; sürdürülebilirlik raporlamaları, insanlığın beklentisi içinde olduğu yaşam kalitesini, barışı ve üzerinde yaşadığımız gezegene saygının bir ifadesidir
 





TAGS



EN ÇOK OKUNANLAR

  • 2001’den 2010’a giderken

    Yazan : Ceyhun Göcenoğlu
    29 Aralık 2009 Salı
  • Open for Discussion?

    Yazan : Jonathan Ballantine
    5 Ekim 2009 Pazartesi
  • Where to Start?

    Yazan : Serra Titiz
    1 Ocak 2015 Perşembe
  • Enron’dan Volkswagen’e İş, Etik ve Sürdürülebilirlik

    Yazan : İzel Levi Coşkun Mazars & Denge Yönetim Kurulu Üyesi
    22 Aralık 2015 Salı